25 Kasım 2009 Çarşamba

“Kabahatli Değil, LGBTT’yiz!”

İstanbul ve Ankara’da LGBTT örgütleri, Türkiye’de travesti ve transseksüellere karşı giderek artan nefret cinayetlerinde ‘düzenin rolü’nü tartıştı.

Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliklerinden dolayı Travesti ve Transseksüellerin hayatın her alanında ayrımcılığa ve şiddete maruz kaldığını hatırlatan İstanbullu LGBTT’liler, düzenin yarattığı nefrete karşı örgütlü olduklarını ve haklarını alana kadar mücadele edeceklerini vurguladı.

Travesti ve transseksüeller için de bir açılım başlatılmasını talep eden İstanbul LGBTT ve EHP’liler, ötekileştirme politikalarının derhal son bulmasını istedi.

‘Düzenin Nefretine Karşı Örgütlüyüz’

İstanbul’da, Başka Kültürevinde travesti ve transseksüellere karşı giderek artan nefret cinayetlerini masaya yatıran İstanbul LGBTT Girişimi, EHP’li LGBTT’liler ve Kadın Kapısı Derneği yöneticileri, halkı her gün polis şiddetine maruz kalan ve sistemin dayatmasıyla katledilen transseksüellere sahip çıkmaya çağırdı. Şiddete karşı tüm toplumu sessiz kalınmaması yönünde duyarlı olmaya çağıran LGBTT’liler, yaşadıkları baskıları örnek vererek Türkiye’de Transseksüel olmanın zorluklarını tüm çıplaklıyla ortaya koydu.

LGBTT Cinayetleri Politiktir!

İstanbul LGBTT Girişimi kurucularından Ebru Kırancı ve Demet Demir, EHP LGBTT’den Elif Karan ve Kadın Kapısı projesi danışmanı Şevval Kılıç’ın konuşmacı olarak katıldığı panelde, kendi yaşantılarından örnek vererek transseksüellerin Türkiye’de yaşadığı baskılar vurgulandı. Açılış konuşmasını yapan İstanbul LGBTT Girişimi Kurucularından Ebru Kırancı, katledilen transseksüel Rita Hester’ın vahşice öldürüldüğü bugünde, travesti ve transseksüel cinayetlerinin politik olduğunu söylemek için buluştuklarını belirti.

Namus cinayetlerine karşı ceza indiriminin kaldırılmasına rağmen transseksüelleri öldürenlerin ya hiç ceza almadığını ya da mahkemede verdiği ifadelerle cezasının indirilip bir kaç sene yatıp çıktığına dikkat çeken Kırancı, Türkiye’de travesti ve transseksüellerin katledilmesinin devlet tarafından adeta ödüllendirildiğini vurguladı.

Bu baskının transseksüellerin artık evinden dışarı çıkamama boyutuna vardırdığına dikkat çeken Kırancı, düzen tarafından körüklenen nefret cinayetlerin ve söylemlerin son bulması için öncellikle yasalarda köklü değişikler yapılması gerektiğini altını çizdi. Kırancı, Anayasanın 10’uncu maddesine cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinin eklenmesini, transseksüellerin çalışabilmesi için kota uygulanmasının kaldırılmasını ve nefret cinayetleri işleyenlerin ömür boyu hapse mahkûm edilmesini istedi.

‘Biz Varız, Buna Alışın!’

LGBTT mücadelenin travesti ve transseksüellerin polis tarafından Eskişehir’e sürgün edilmesine tepki olarak yapılan açlık grevleriyle başladığını hatırlatan İstanbul LGBTT Girişimi Kurucularından Demet Demir, bu grevden sonra kendilerine yönelik baskı ve şiddetlerin azaldığını ama bu son 5 sene içerisinde şiddetin yerini cinayetlere bıraktığına dikkat çekti. Katledilen yüzlerce arkadaşlarının adına hakları için hiç bir zaman geri adım atmadıklarını belirten Demir, bugün dünden daha çok örgütlü olduklarını dile getirdi. Cinayet zanlılarının yakalandığı zaman “Ben onu kadın zannetmiştim. Bana jigolo dedi ya da pasif ilişkiye girmemi istedi” bahanelerini öne sürerek cezalardan kurtulduklarına dikkat çeken Demir, birçok katilin bu cinayetleri transseksüellerin para veya eşyalarını çalmak adına işlediklerini de söyledi.

Buna karşın toplumda transseksüellere karşı yaratılan nefret imajı yüzünden katillerin alkışladığını da belirten Demir, düzenin yaratığı nefret zihniyeti değişmedikçe insan haklarından söz edilemeyeceğini vurguladı. 1999 depreminde bile suçlandıklarına dikkat çeken Demir, ‘Resmen, Marmara bölgesinde çok travesti ve transseksüel olduğu için deprem oldu” gibi şeyler söyleyenler oldu, düşünebiliyor musunuz? Bizleri canavar olarak lanse etmekten vazgeçsinler. Biz varız ve var olacağız buna alışın” diye konuştu.
1996’dan beri AİDS’e karşı ve seks işçilerinin hakları için mücadele ettiklerini belirten Kadın Kapısı danışmanı Şevval Kılıç, son 5 yılda transseksüellere karşı insan ihlalleri gündeme geldiği için çalışmalarını bu yöne çevirdiklerini dile getirdi. Polis şiddetinin, halkın uyguladığı şiddeti geçtiğine dikkat çeken Kılıç, bu baskılar son bulana kadar mücadelede aktif bir biçimde yer alacaklarını duyurdu.

EHP LGBTT Genel Yardımcısı Elif Karan ise, İstanbul’da 3 aydır yürütülen örgütlü mücadeleyle bir şeylerin değişebileceğini bir kere daha gördüklerini ifade etti. Artık Beyoğlu’ndaki polisin rahatça ceza kesemediğini dile getiren Karan, bu yüzden, sadece şikâyet eden bir örgütleme değil, toplumsal yapılanmayı değiştirmeyi hedefleyen bir mücadele yürütülmesinin önemli olduğunu vurguladı. Medya’yı da yanlarına alarak erkek egemen sistemin yarattığı nefret politikalarına karşı artık örgütlü olduklarını duyuran Karan, nefret cinayetlerine karşıyız ve mücadeleyi daha da büyüteceğiz” dedi.

‘TC devleti sapına kadar Türk, Sünni ve erkek’

‘20 Kasım Nefret Suçu Kurbanları Trans Bireyleri Anma Etkinleri’ kapsamında Pembe Hayat Derneği bir panel düzenledi.

Petrol-İş Sendikası konferans salonunda gerçekleşen panele çok sayıda demokratik kitle örgütü ve siyasi parti temsilcisi katıldı. Panelde LGBTT bireylerin (Lezbiyen, Gey, Bikseksüel, Travesti ve Transseksüel) maruz kaldıkları şiddete ve ölümlere dikkat çekildi.
Alevi Enstitüsü adına konuşan Dr. Ali Murat İrat, Türkiye’deki devletin sapına kadar Türk, Sünni ve erkek olduğunu ifade ederek, "Türkiye’nin bütün sapkınları birleşin" diyerek şiddete karşı şiddet mağdurlarının bir araya gelmesini önerdi.

Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe! hareketinden konuşmacı olarak katılan hukukçu Hüseyin Öntaş, "Bütün nefret suçları önyargı, yaftalama, tipikleştirmeden doğar. Suç işleme ise öteki insana insan olarak değil müstahak olarak bakılmasından kaynaklanıyor" dedi. Irkçılığın ve ayrımcılığın kibirlik hastalığından doğduğunu ifade eden Öntaş, bu hastalıkla itilaf yöntemiyle değil karantina altına alınarak, teşhir edilerek mücadele edilmesi gerektiğini söyledi.

Demokratik Toplum Partisi (DTP) Ankara İl Başkanı Songül Erol Abdil ise parti olarak yaptıkları çalışmaları anlattı. Abdil, "Geçen yıl yüzde 40 olan kadın kotasının ismini partimizde uzun yıllar çalışmış olan travesti arkadaşımızın önerisiyle cinsiyet kotası olarak değiştirdik. Anayasayı da değiştirmemiz lazım. Toplumun tüm ezilenleri bir araya geldikçe bu anayasayı değiştirecek güce kavuşacağız” diye konuştu.
BriGün / Zeynep KURAY & Cihan ELİGÜZEL

ABD'den Cumhurbaşkanı Gül'e LGBT Derneği İçin Mektup Var


ABD’de faaliyet gösteren ve kısa adı IGLHRC olan Uluslararası Gey ve Lezbiyen İnsan Hakları Komisyonu, Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği’ne açılan kapatma davasıyla ilgili Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e mektup yazdı.

IGLHRC Yönetim Kurulu Başkanı Cary Johnson imzasıyla kaleme alınan mektupta, daha önce aynı gerekçeyle Kaos GL ve Pembe Hayat derneklerinin kapatılma taleplerinin reddedilmesi ve Yargıtay’ın, yine aynı gerekçeyle kapatılmak istenen Lambdaistanbul kararı hatırlatılıyor.

Yargıtay, Lambdaistanbul kararında, yerel mahkemenin kararını bozma gerekçesi olarak "LGBTT bireylerin dayanışma amacı ile dernek kurmasına engel bir durum bulunmadığını; sonuç olarak, davalı derneğin amacının yasadışı ve ahlaksız olmadığını" belirtmişti.
Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği de “genel ahlak” ve “Türk aile yapısı” gerekçe gösterilerek kapatılmak isteniyor.
IGLHRC’nin Cumhurbaşkanı Gül’e gönderdiği, 20 Kasım tarihli mektubun tam metni şöyle:
“Ekselânsları,
Uluslararası Gey ve Lezbiyen İnsan Hakları Komisyonu (IGLHRC) adına; Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı olduğunuzdan, Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği’nin kapatılması talebi ve Türkiye’deki LGBTT (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti ve Transeksüel) bireylerin örgütlenme özgürlüğünün kısıtlanmasına yönelik girişimler hakkında bilgi almak için size yazıyorum.

Belki haberiniz vardır; İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 16 Ekim 2009 tarihinde Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği’ne kuruluş tüzüğünün 2.maddesinin genel ahlaka ve Türk aile yapısına aykırı olduğu gerekçesiyle dava açtı. Dernek, Türkiye’de aynı gerekçelerle kapatılması talep edilen dördüncü LGBTT derneğidir; Ankara'da, Kaos GL ve Pembe Hayat LGBTT derneklerinin itirazları haklı bulunup davaları düşürülürken, bir diğer LGBTT derneği olan Lambdaistanbul'un kapatılması yönündeki yerel mahkemenin kararı ise Yargıtay tarafından bozulmuştur. Yargıtay, bu hükmünün gerekçesi olarak "LGBTT bireylerin dayanışma amacı ile dernek kurmasına engel bir durum bulunmadığını; sonuç olarak, davalı derneğin amacının yasadışı ve ahlaksız olmadığını" belirtmiştir.
Bu karar, söz konusu ikinci maddenin ve LGBTT örgütlerinin amaçlarının, bu grupların örgütlenme özgürlüğüne gerekçe olarak gösterilen “genel ahlak”a aykırı olmadığını açıkça göstermektedir. Bu nedenle Türk Hükümeti’nden ricamız SiyahPembeÜçgenİzmir Derneği’ne yönelik tüm suçlamaları düşürmesi ve sivil toplumun değerli bir üyesi olan derneğin yasal kayıt altına alınma sürecinin hızlandırılmasıdır.
Türkiye Anayasası’na göre "herkes kanun önünde hiçbir fark gözetilmeksizin eşittir" (Madde 10), ve "herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahiptir" (Madde 33). Ayrıca, Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi (ICCPR) uyarınca, Türkiye örgütlenme özgürlüğünü (Madde 22) ve kanun önünde eşitliği (Madde 26) koruma altında tutmakla yükümlüdür.
Toonen-Australya davasında; Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi, ICCPR’nin 2. ve 26.maddesi ile korunan statüler arasında cinsel yönelimin de yer aldığını onaylamıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de; devletler için cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığının önlenmesi çağrısında bulundu.
Türkiye'deki LGBTT bireylerin yüzyüze kaldığı, tekrar eden bu yasal sorunları da gözeterek; biz de Anayasa’nın eşitlik maddesine "cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği” ifadelerinin eklenmesini isteyen Türkiye’deki LGBTT örgütlerinin bu isteklerini bir defa daha yineliyoruz. Böyle bir değişiklik, LGBTT örgütleri için mevcut hukuki uygulamaların iyileştirilmesini ve tüm LGBTT bireylerin yasalar önünde eşit korunma hakkına erişebilmelerini sağlayacaktır. Portekiz, İsveç, İsviçre, Güney Afrika, Ekvator ve Fiji de dâhil olmak üzere bir dizi ülke bu tür koruyucu yasaları kabul ettiler. Söz konusu bu yasal değişiklikler, özellikle Türkiye’de olduğu gibi net tanımlanmayan ve geniş ele alınarak her türlü yoruma açık bırakılan, LGBTT bireylerin yasalarca garanti altına alınmış haklarını kullanmaları önünde de engel teşkil eden “genel ahlak” vb ibarelere karşı oldukça etkili olacaktır.

Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği gibi örgütler, ülkelerindeki sivil toplum alanında değerli bir sosyal ve politik rol oynamaktadırlar ve yasal zorluklar bu önemli rollerini yerine getirmelerini engellemektedir. Bu nedenle, saygılarımızı sunarak sizden Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği'nin kapatılması talebini araştırmanızı ve LGBTT bireylerin, Türkiye Anayasası tarafından sağlanan tüm vatandaşlık haklarından eşit bir şekilde yararlanmasının yolunu açmanızı istiyoruz.”
Uluslararası Gey ve Lezbiyen İnsan Hakları Komisyonu, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e gönderdiği mektubu, bilgilendirmek üzere ayrıca şu isimlere de iletti:

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, Ekselânsları Recep Tayyip Erdoğan
İnsan Hakları Komisyonu Değerli Üyeleri
Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu Değerli Üyeleri
Türkiye Büyük Millet Meclisi Değerli İzmir Milletvekilleri
Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı, Dernekler Daire Başkanlığı
İzmir Valisi, Ekselânsları Mustafa Cahit Kıraç
İzmir İl Dernekler Müdürlüğü
Avrupa Birliği Başkanlığı, İsveç Başbakanı Fredrik Reinfeldt
Avrupa Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi, Ekselânsları Olli Rehn
Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri, Ekselânsları Thomas Hammarberg
Türkiye Cumhuriyeti ABD Büyükelçisi, Ekselânsları James F. Jeffrey (AE)

20 Kasım 2009 Cuma

“Transfobik Şiddet Münferit Değildir!”

Haber: Ali Erol

20 KASIM: “Transfobik Şiddet Münferit Değildir!”

Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 20 Kasım Nefret Suçu Kurbanı Trans Bireyleri Anma Günü Etkinliklerinin bu yıl ikincisini gerçekleştiriyor.
Transfobik şiddete ve nefret suçlarına karşı bu yılki 20 Kasım etkinlikleri Ankara ve İstanbul’da basın açıklamaları ve forumlarla yapılacak.
“20 Kasım” Nereden Geliyor?
20 Kasım, “Nefret Suçu Mağduru Trans Bireyleri Anma Günü” olarak Türkiye’de iki yıldır anılıyor. Trans bireylerin öz örgütlenmesi olan Pembe Hayat LGBTT Derneği ilk kez geçen yıl çeşitli etkinliklerle bu günü anmaya başladı.
Transfobik nefret ve önyargıdan dolayı öldürülen travesti ve transeksüelleri anma günü olarak adlandırılan 20 Kasım tarihi, 1998 Kasım’ında ABD’de, San Francisco'daki evinde vahşice bıçaklanmış bir şekilde ölü bulunan transeksüel Rita Hester'in ardından "Ölümümüzü Hatırlamak" adıyla başlatılan mumlu nöbet tutma eylemlerine dayanıyor.
Pembe Hayat Derneği, nefret sonucu öldürülen arkadaşlarını anmak ve her türlü ötekileştirme, dışlama, dışarıda bırakma, yok sayma ve nihayet yok etme biçimindeki uygulamalara karşı ortak bir mücadele hattını örmek üzere bu yıl da Ankara’da üç günlük bir program hazırladı.
“Transfobik Şiddet Münferit Değildir!”
Dernek, 20 Kasım için yaptığı çağrıda, nefret suçuna dikkat çekerek, travesti ve transeksüellere yönelik saldırıların “münferit” bir olay olarak değerlendirilemeyeceğinin altını çiziyor.
“Bu saldırılar, egemenler tarafından kimi zaman açık kimi zaman üstü örtülü bir biçimde desteklenen ve ahlâki önyargılar aracılığıyla tahkim edilen bir nefretin sonucunda vücut bulmaktadır.”

Söz konusu nefretin sadece Travesti ve Transeksüellere karşı olmadığı, “egemen olandan farklı her türlü varoluş biçimine” yönelik olduğu belirtiliyor. Hrant Dink’e saldıranlar ile travesti ve transeksüellere saldıranların aynı zihniyetin ürünü olduğuna dikkat çekiliyor.
20 Kasım’da Meclis Önünde Buluşuluyor
Nefret Suçu Kurbanı Trans Bireyleri Anma Günü Etkinlikleri, 20 Kasım Cuma günü saat 11:00’da Ankara’da, TBMM önünde yapılacak olan basın açıklaması ile başlayacak.
TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu içinde LGBTT ile ilgili bir alt komisyon kurulmasını talep eden Nefret Suçu Mağdurları ile ilgili toplanan imzalar, Pembe Hayat Derneği tarafından TBMM Dilekçe Komisyonuna iletilecek.
Dernekten yapılan açıklamada, Meclis’in Dikmen Kapısındaki buluşmada Dernek üyelerini ve katılımcıları CHP milletvekili Mehmet Sevigen ile DTP milletvekili Sebahat Tuncel’in karşılayacağı belirtildi.
Ankara’da İki Günlük Sempozyum

Etkinlikler kapsamında Cumartesi ve Pazar günleri, Petrol-İş Sendikası Ankara Şubesinde iki günlük bir sempozyum yapılacak.
Nefret Suçu Kurbanı Transların Anısına Saygı ile başlayacak iki günlük etkinliğe Güldünya Müzik Topluluğu da katılacak.
“LGBTT Bireyler ve Nefret” başlıklı ilk oturumda sosyal psikolog Prof. Dr. Melek Göregenli ile birlikte LGBTT örgütlerin temsilcileri bir araya gelecekler. Oturumu Aras Güngör modere edecek.
Eğitim-Sen’den Remzi Altunpolat’ın modere edeceği ve İnsan Hakları Gündemi Derneğinden Hakan Ataman’ın nefret suçunu anlatacağı “Irkçılık, Ayrımcılık ve Nefret” başlıklı oturuma ise Demokratik Toplum Partisi (DTP), Alevi Enstitüsü, Romankara, Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe temsilcileri katılacaklar.
Sempozyumun ikinci günü Sevgi Yıldırım’ın modere edeceği “Seks İşçileri ve Nefret” oturumu ile başlıyor. Avukat Senem Doğanoğlu’nun da katılacağı oturumda, LGBTT örgütlerinden temsilciler bir araya gelecek.
Pembe Hayat’tan Selay Tunç’un modere edeceği “Forum” ile sempozyum sona erecek.

20 KASIM İstanbul Etkinlikleri
20 Kasım Nefret Suçu Kurbanı Trans Bireyleri Anma Günü bu yıl İstanbul’da da etkinliklerle anılacak.
İstanbul-LGBTT Sivil Toplum Girişimi, EHP'li LGBTT'ler ve Kadın Kapısı’nın ortak çağrısında “'Kabahatli' Değil Lezbiyeniz, Geyiz, Biseksüeliz, Travestiyiz, Transseksüeliz; Düzenin Yarattığı Nefrete Karşı Örgütlüyüz” denildi.

İstanbul’da yapılacak anma etkinlikleri için yapılan ortak açıklamada, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliklerine yönelik ayrımcılık ve şiddetin sistematik olduğuna dikkat çekildi.
İşlenen suçların sıradan olaylar olmayıp 'nefret suçları” olduğunun altını çizen açıklama ile “Nefretin gerekçeleri bizim 'kabahatlerimiz' değil, düzenin çıkarlarıdır; Travesti ve Transseksüel cinayetleri politiktir; Ölümü destekleyen yasalara geçit vermeyeceğiz” denilerek “Öldürülenler Kardeşin! Durma, Çık Sokağa!” çağrısı yapıldı.

İstanbul Buluşmasının Adresi Taksim
İstanbul-LGBTT Sivil Toplum Girişimi, EHP'li LGBTT'ler ve Kadın Kapısı’nın ortaklaşa düzenlediği İstanbul’daki 20 Kasım etkinlikleri kapsamında ''Bizim 'kabahatlerimizden' değil, biraz da düzenin 'çıkarlarından' konuşalım” başlıklı bir panel yapılacak. Başka Kültürevi’nde Cumartesi günü yapılacak panel saat 18’de başlayacak.
İstanbul’daki basın açıklaması ve yürüyüş için 22 Kasım Pazar günü, saat 17’de Taksim Tramvay Durağında buluşuluyor.
Etkinlik Programı için: http://www.pembehayat.org/?q=node/167

Son Bir Yılda 160'ı Aşkın Travesti ve Transseksüel Öldürüldü!

Çeviri: Okan A.

Trangender Avrupa’nın (TGEU) Trans Cinayetlerini İzleme Projesi son bir yıl içinde 160’dan fazla trans cinayetini kaydetti.

11. Uluslararası Transgender Anma Günü etkinlikleri dünya çapında 120’den fazla şehirde yapılacak. 1999’dan bu yana, nefret suçu kurbanlarının anıldığı Trans Bireyleri Anma Günü (TBAG) her yıl Kasım ayında gerçekleştiriliyor. Trans Bireyleri Anma Günü, trans bireylere yönelik nefret suçları konusunda toplumsal farkındalık yaratılmasını sağlar, öteki türlü unutulup gidecek olan bu bireylerin kamusal olarak anılması ve onurlandırılması için bir imkân yaratır.
Amerika’da başlayan Trans Bireyleri Anma Günü artık dünyanın birçok bölgesinde düzenleniyor. Bu yıl TBAG kapsamında Afrika, Asya, Avrupa, Kuzey Amerika ve Okyanusya’daki 17 ülkede 120’yi aşkın şehirde etkinlikler yapılacak.
Ne yazık ki, Trangender Avrupa’nın (TGEU) yeni araştırma projesinin ilk sonuçlarına göre bu yıl listeye, anılmak, yası tutulmak ve onurlandırılmak üzere 160’dan fazla trans bireyin daha adı eklendi.

Trans Cinayetlerini İzleme Projesi araştırma ekibinin ortaya koyduğu veriler dünya çapındaki trans cinayetlerine ilişkin haberlerin sistematik olarak izlenmesi, toplanması ve analizi sonucunda elde ediliyor. Veriler 20 Kasım 2008’den 12 Kasım 2009’a kadar toplamda 162 trans cinayetinin gerçekleştiğini rapor ediyor.
Sırf 2009’un ilk 10 buçuk ayında 150 trans cinayeti rapor edilmiş durumda. Üstelik biliyoruz ki bu yüksek sayılar gerçek değerlerin sadece bir kısmını yansıtıyor. Hakikat bundan çok daha kötü durumda. Bunlar sadece internet araştırmalarına dayanılarak bulunup rapor edilmiş vakalar. Hiçbir yasal veri yok ve rapor edilmemiş cinayetlerin sayısını kestirmek neredeyse olanaksız.
Vakalar dünyanın altı temel bölgesi olan Kuzey ve Latin Amerika, Avrupa, Afrika, Asya ve Okyanusya’dan rapor edilmiş durumda. Rapor edilen cinayetlerin çoğu Brezilya (41), Venezüella (22), Honduras (16) ve Amerika (13) başta olmak üzere Latin Amerika ve Kuzey Amerika’da gerçekleşmiş.
Geçtiğimiz yıl 15 Latin Amerika ülkesinde toplam 124 trans cinayeti rapor edilmişti. Latin Amerika’da gerçekleşen cinayetler geçen yıl raporlarda yer alan trans cinayetlerinin dünya çapında % 75’ini oluşturuyor.
Ön verilerin son güncellemesine göre, geçen yıl içinde 16 trans cinayetinin 6’sı Avrupa ülkelerinde (İtalya, Rusya, Sırbistan, İspanya, Türkiye ve İngiltere) meydana gelmiş. Asya’daki trans cinayetlerinin Hindistan ve Malezya’da, Afrika’da Cezayir’de ve Okyanusya’dakilerin Yeni Zelenda’da gerçekleştiği rapor edilmiş.
Araştırma sonuçları geçen yıl toplamda 26 ülkede trans cinayetlerinin rapor edildiğini ortaya koyuyor.
Trans Cinayetlerini İzleme Projesi’nin güncellenmiş ön tarama sonuçları tablolar, isim listeleri ve haritalar şeklinde projenin internet sitesinde İngilizce, İspanyolca ve Almanca dillerinde yer almakta. Tabloların İngilizce versiyonuna bu linkten ulaşılabilir: www.tgeu.org/tdor2009english. Linkte ayrıca Uluslararası Trans Bireyleri Anma Günü hakkında bilginin yanı sıra etkinliklerin gerçekleştirileceği şehirlerin bir listesi de mevcut.(AE)
tgeu.org

16 Kasım 2009 Pazartesi

MorEl Geleneksel Çay Partisi Vol.1


Eskişehir'e yeni gelenler, bilenler, bilmiyenler, duyanlar duymayanlar, tüm lgbtt bireyler...

Bilgisayar ekranına sıkışıp kalmaktan bunalmış olan bütün dostlar! Chat odalarına mahkum değiliz! Eğer içine itildiğimiz sanal alanlardan kurtulup, birlikte sohbet edip paylaşımlarda bulunmak ve güzel vakit geçirmek istiyorsanız hepinizi çay partimize bekliyoruz.

19 Kasım Perşembe saat 18:00 da başlayacak olan etkinliğimiz akşam 20.00 de bitecektir. 5 tl girişte maddi destek sunabilirseniz masrafları çıkartabilmiş olacağız :)

Yer; Eskişehir Gelişim Vakfı (EGEV) ;Cumhuriye Mh. Yıldırımer Sk. Özşahin Apt. 28/1
(doktorlar caddesi yapıkredinin ordan cengiz topel caddesine yani ışıklardan karşıya geçin, yemek dükkanları vs. var, köşede anadolu bank'ı göreceksiniz o aradan sağa girip çok az yürüyüp ilk sola dönüceksiniz. egev sağınızda kalmış olacak)

iletişim ve danışma için telefon ve mail adresimizi kullanabilirsiniz.



15 Kasım 2009 Pazar

Avusturya’da Eşcinsel Birliktelik Yasası Protesto Edildi

Avusturya hükümeti Ocak 2010’dan itibaren eşcinsel birliktelik yasasını hayata geçirmeyi planlıyor. Fakat bu yeni yasaya çeşitli LGBT örgütlerinden tepkiler yağıyor. Yasanın bu haliyle eşcinsel çiftleri birçok haktan mahrum bıraktığını ve kabul edilemeyeceğini açıklayan Yeşiller Partisi, “ayrımcı yasalar yerine birinci sınıf haklar!” ve “eşit haklara sahip olmak için evlenmeyi istemek zorunda değilsin” sloganlarıyla duyarlı kişileri protestoya davet etti.

Bu yasayla birlikte eşcinsel camiada görüş ayrılıkları meydana geldi. Yeşiller Partisi, LGBT kurumlarının ve uzmanların fikirleri göz önüne alınmadan alelacele düzenlenen bu yasanın özünde hiçbir eşitlik taşımadığını vurguladı. Aynı şekilde, önde gelen LGBT derneklerinden HOSI-Wien de yasadaki ayrımcılıkları ve ikinci sınıf vatandaş muamelesini onaylamadıklarını bildirmesine rağmen, yasayı evliliğe doğru atılmış bir adım olarak değerlendirdiklerinden, iyileştirmeler yapılması halinde kabul edebileceklerini açıkladı. Rosa Lila Villa Eşcinsel Danışma Merkezi ise her türlü evlilik ve birliktelik yasasına toptan karşı olduklarını beyan etmekle birlikte protestoya destek verdi.

1989 yılında ilk kez Danimarka’nın eşcinsel birliktelikleri yasallaştırmasıyla Avusturya’da da LGBT örgütleri hükümetten eşcinsel hakları konusunda gerekli adımları atmasını talep etmekteler. “Ayrımcı yasalar yerine birinci sınıf haklar!” ve eşit haklara sahip olmak için evlenmeyi istemek zorunda değilsin” sloganlarıyla toplanan yaklaşık 500 kişi, bakanlığın önüne gelindiğinde yapılan konuşmaların ardından ellerindeki balonları patlattılar, şarkı söyleyip dans ettiler. Katılımcıların hükümete mesajı netti: ya hep ya hiç!
Avusturyalı eşcinseller yirmi yıldır sürdürdükleri mücadelede hedefledikleri noktaya henüz yaklaşamadılar.
Hükümette yer alan sağcı halk partisi ÖVP ve demokratlıkla çok da alakası olmayan sosyal demokrat parti SPÖ’nün “İsviçre modeli”ne göre (-ki yine de bu modelden pek çok noktada farklı olarak-) düzenledikleri bu yasayla eşcinsel çiftler nikâh memurluklarında ilişkilerine resmîlik kazandırabilecekler, fakat kurumlarda ya da kiliselerde resmî kutlama yapamayacaklar. Evlat edinme ve tıbbî yollarla çocuk sahibi olma hakkı yok. Eş üzerinden sosyal sağlık sigortası uygulaması yok. Partnerin vefat etmesi durumunda miras hakkı yok. Vergi düzenlemelerinden yararlanma imkânı yok. Yabancı uyruklu partnerlerin eş üzerinden uzun vadeli ikamet ve çalışma hakkı yok...
Bu arada, Avusturya’da heteroseksüel çiftlerin yararlandıkları evlilik yasasının 1938 yılından kalma olduğunu belirtelim.

13 Kasım 2009 Cuma

Venezüella Polisinin Uygulamaları Çok Tanıdık!

Venezüella, hem devrimci hem homofobik olmanın çelişkilerini yaşıyor. Chavez yönetiminin eşcinsellere yönelik görmezden gelme ve marjinalleştirme yaklaşımı devam ediyor. Caracas’tan gelen habere göre polis, tutukladığı eşcinselleri şehir merkezine uzak bir otoyol kenarına bıraktı.

Uluslararası Gey ve Lezbiyen İnsan Hakları Komisyonu (IGLHRC) ve Venezuela Diversa C.A., Venezüella’da eşcinsellerin tutuklanmasıyla ilgili bir açıklama yaptı. Yapılan çağrıda, Caracas’lı ve Venezüellalı yetkililerden 19 LGBT bireyin ve insan hakları savunucusunun 9 Ekim 2009’da Caracas’ta keyfi olarak tutuklanmasının tam ve adil biçimde araştırılması ve gelecekte cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine dayanan keyfi tutuklamalara karşı önlem alınması talep ediliyor.

Neler Oldu?

9 Ekim 2009 Cuma günü akşamı Venezüella Diversa üyeleri Yonatan Matheus ve Omarliv Marques, polisten bilgi edinmeye çalışır ve polisin hareketlerini kameraya alırken, LGBT bireylere hizmet veren club ve pubların bulunduğu sokakta Caracas polisi tarafından keyfi olarak tutuklandı.
Polis, son olarak 19 gey ve lezbiyeni tutukladı. 11’den fazla kişi 18 yaşın altındaydı. Polis, kimliklerine ve cep telefonlarına el koydu, onları cinsel yönelimlerine gönderme yaparak sözle taciz etti ve dövdü. Cep telefonunu saklayan biri arkadaşlarını ve Ombudsmanlık Ofisi’ni arayabildi. Tutuklananlar arasında polise heteroseksüel olduğunu söyleyen iki adam da vardı. Gey ve lezbiyen olarak tespit edilenlerin tersine bu iki kişiye saygı gösterildi ve telefonla görevlilerle konuşmalarına izin verildi.
18 yaşın altında iki gençle birlikte gece yarısı Francisco Fajardo otoyolunun ortasına bırakılan aktivistler şehir merkezine yürüyerek dönmek zorunda kaldılar. Kalan tutuklular Policaracas merkezine götürüldüler. Aktivistler saatler sonra Ombudsmanlık Ofisi yetkilileriyle görüşebildi ve neler olduğunu anlattı. Bunun üzerine görevliler diğer tutukluların durumunu kontrol etmek için Policaracas merkezine gitti.

Polisten Tanıdık Hareketler: Başkente güvenlik, LGBT’lere taciz ve keyfi tutuklama!

Bu vaka, “Güvenli Caracas Operasyonu” adı altında suçu bastırmak adına LGBT cemaatinin aleyhine yapılan çok sayıda keyfi tutuklamadan sadece biri. Polis cinsel yönelimi ve/veya cinsiyet kimliği toplumsal normlardan ayrışan insanları taciz ediyor. Bu tutuklamalar, uluslararası insan hakları yasasına göre keyfi ve yaşam ve güvenlik hakkını, yani keyfi tutuklamaya, işkence ve zalim, insanlık dışı ya da küçük düşürücü muameleye, ayrımcılığa maruz kalmama haklarını, yasalar önünde eşit olma ve ifade özgürlüğünü ve insan hakları savunucularının haklarını ihlal ediyor.
Venezüellalı yetkililer polisin keyfi tutumunu soruşturacak mı?

IGLHRC ve Venezuela Diversa harekete geçmek için insanları Caracas Belediye Başkanı’na da bir protesto mektubu yazmaya davet etti.
Bu mektupta Yogyakarta İlkeleri’nin çiğnendiği belirtiliyor ve Venezüella yetkililerinden bu uygulamaları alenen kınamaları, bunlar hakkında soruşturma yürütmeleri, failleri tespit etmeleri ve yasaya uygun biçimde cezalandırmaları, kurbanları ve avukatlarını bu ihlallere karşı adalet talebinde bulunduklarında desteklemeleri isteniyor.
Hâkimlerin ve polisin insan hakları merkezli sivil toplum örgütlerinin desteğiyle cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim temelli suçları engelleyecek, denetleyecek ve takip edecek bir program oluşturması talep ediliyor.(AE)

Yogyagarta İlkeleri için bakınız:
http://www.rightsagenda.org/index.php?option=com_content&view=article&id...