Translate

24 Şubat 2010 Çarşamba

Nefret Cinayetlerine ve Medyadaki Homofobiye Karsi Eylem'e MorEl olarak Çağrıyoruz...

Nefret Cinayetlerine ve Medyadaki Homofobiye Karsi Eylem

Son 2 Ayda 5 kisi daha Nefret Cinayetine Kurban Gitti! Homofobi ve Transfobi Oldurmeye Devam Ediyor, Medya Destekliyor!

2010 basindan beri, yani sadece iki ayda Denizli, Afyonkarahisar, Antalya ve Istanbul’da 5 nefret cinayeti islendi; 3 gey ve 2 transseksuel olduruldu. Ankara’da bir transseksuel ve Diyarbakir’da bir gey bicakli saldirilar sonucu yaralanirken yine Diyarbakir’da bir transseksuel linc edilmek istendi. Ustelik bunlar sadece bizim bildiklerimiz!

Gerek haber aldigimiz gerekse hukuk hattimiza gelen hak ihlalleri basvurulari durumun kaygi verici boyutlarini her gun yeniden hatirlatiyor! Internet ceteleri, saldirilar, linc girisimleri,...

Siddet azalmiyor aksine fiziksel siddet Lezbiyen, Gey, Biseksuel, Travesti ve Transeksuel bireyler uzerinde agirligini daha da fazla hissettiriyor! Homofobi ve transfobi kisa surede bu kadar can almisken, medya bu cinayetleri gundemlestirmiyor, onun yerine homofobik, bilimdisi sarlatanlari birer tip otoritesi olarak ilan edip "escinsellik tedavileri"nin reklamini yapiyor.

Nefret suclarina haber degeri vermeyen medyanin Zekeriya Beyaz, Esra Erol ve Cemil Ipekci'nin homofobik aciklamalarina yer vermesi ise medyadaki homofobinin toplumdaki nefreti nasil da beslediginin bir kanitidir!

Homofobiye, bifobiye, transfobiye ve nefreti ureten medyanin sessizligine karsi ses cikarmak icin 27 Subat Cumartesi, Saat:13.00 da Galatasaray Meydan'inda bulusuyoruz!


Tarih: 27 Subat Cumartesi
Saat: 13.00
Yer: Galatasaray Meydani

* 26 Subat Cuma, Saat:15.00 dan itibaren doviz ve eylem hazirliklari icin Lambdaistanbul Kultur Merkezi acik bulunacaktir, kendi dovizini hazirlamak isteyenler icin malzemeler (olabildigince) Lambdaistanbul tarafindan temin edilecektir. Eylem hazirliklari icin yardiminizi bekliyoruz!

Bir MorEl Klasiği, Film Gösterimi...


Roy ve Irma (jessica Lange "postacı kapıyı iki kere çalar"dan) Applewood bir aile olarak yıllardır birlikte yaşamaktadırlar, kızları Patty Ann (Hayden Panettiere "Heroes" dan..) onlarla birliktedir. Oğulları şehir dışındadır. 25. evlilik yıldönümlerinde Roy aldığı kararı eşine açıklar : artık transseksüel kimliğini ortaya koyacaktır! etki sahası aileyi de aşan bu karar pek çok dönemden geçerek sonuca ulaşır.

Tarih:
27 Şubat 2010 Cumartesi
Zaman:
18:00 - 20:00
Yer:
Eskişehir Gelişim Vakfı (EGEV) ;Cumhuriye Mh. Yıldırımer Sk. Özşahin Apt. 28/1

23 Şubat 2010 Salı

Transeksüellere Yönelik Şiddeti Durdurun!

Türkiye: Transeksüellere Yönelik Şiddeti Durdurun
Cinayetler, devlet korumasının yetersizliğini gösteriyor

(Ankara, 22 Şubat 2010) – Türkiyeli ve uluslararası insan hakları örgütleri, Türkiye’deki hükümet yetkililerine gönderilen mektupta, Türkiye’de son iki hafta içerisinde iki transeksüel kadının öldürülmesinin, devam eden şiddet olaylarına karşı hükümetin yetersiz kaldığını ortaya çıkarmakta olduğunu belirttiler.

Örgütler Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne, ayrımcılık karşıtı bir koruma sağlayarak, önyargı ve nefret ile mücadele programları oluşturarak ve polisin dezavantajlı grupları taciz etmesine müsaade eden kanunları gözden geçirerek transeksüelleri şiddet eylemlerine karşı risk altında bırakan koşulları tespit etmesi ve düzeltmesi çağrısında bulundu.

Çağrı, Pembe Hayat Derneği, İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Uluslararası Gey, Lezbiyen, Biseksüel, Transgender, Intersex Derneği Avrupa Birimi (ILGA-Europe) ve Uluslarararası Gey ve Lezbiyen İnsan Hakları Komisyonu (IGLHRC) tarafından yapıldı.

“Koruma, soruşturmaktan fazlası demektir; koruma devam eden cinayetleri durdurmak demektir” diyen İnsan Hakları İzleme Örgütü Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Transgender Hakları Programı araştırmacısı Juliana Cano Nieto, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hükümet transeksüellerin haklarını onaylayan ve güvenliklerini garanti altına alan somut adımlar atmadıkça, Türkiye’deki transeksüeller korku içinde yaşamaya devam edecektir.”

2008 Kasım’ından bu yana Ankara ve İstanbul’da öldürülen transseksüel kadın sayısı en az sekizdir. 16 Şubat 2009’da, İstanbul-Fatih’te Fevzi Yener kimlik isimli Aycan Yener on yedi defa bıçaklanarak, boğazı kesildi. Saldırganlar aynı zamanda Yener’in ev arkadaşı Seyhan Özmemiş’i (32) de bıçaklayarak yaraladılar. Türkiye medyasına göre, görgü tanıkları o sırada olay mahallinden kaçan üç kişiyi gördüklerini söylediler; ancak henüz kimse yakalanamadı.

8 Şubat 2010’da bazı saldırganlar, 35 yaşında bir transeksüel kadın olan Derya Y.’yi, Antalya’nın Altındağ Mahallesi’nde bıçaklayarak öldürdü. Polis Derya Y.’yi vücudu ve yüzünde birçok bıçak darbesi ve boğazı kesilmiş halde yatak odasında buldu.

Transeksüel kadınların hedef seçilerek öldürülmesi, Türkiye’deki lezbiyen, gey, biseksüel ve transeksüel bireylere yönelik gerçekleştirilen daha geniş bir şiddet örgüsünün sadece bir bölümünü oluşturmaktadır. Türkiye’deki medyaya göre 28 Ocak 2010’da, arkadaşları 56 yaşındaki eşcinsel erkek Şinasi Halimoğlu’nu sırtı ve boynuna birçok bıçak darbesi almış şekilde yatağında çıplak bir halde ölü buldular.

Cinayetler sonrası, polis bu suçları soruşturmak ve çözmek için çaba harcamaktadır. Önceki iki olayda, zanlılar yakalanmış, yargılanmış ve ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştır; diğer iki olayda ise zanlıların dava öncesi tutukluluk halleri devam etmektedir. Kalan cinayetler ile ilgili olarak ise polis soruşturması devam etmektedir. Buna rağmen örgütler, özellikle gelecekte yaşanması muhtemel transeksüellere yönelik cinayetlerle ilgili, Türkiyeli lezbiyen, gey, biseksüel ve transeksüelleri korumak için pek bir çabanın olmadığını belirttiler.

Çağrı mektubunda, örgütler Türkiye’deki yetkililere şu önerilerde bulundular:
  • Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğini de yasal koruma altına alan ayrımcılık karşıtı yasaların yürürlüğe konması;
  • Genel suç istatistiklerinde, Lezbiyen, Gey, Biseksüel ve Transeksüel bireylere yönelik, şiddet ile ilgili verilerinin ayırt edici şekilde gösterilmesi;
  • Lezbiyen, Gey, Biseksüel ve Transeksüel haklarını savunan gruplar ile polis arasında uyumlu bir iletişimin oluşturulması.


“Transeksüeller de dahil olmak üzere Türkiye’deki bütün vatandaşlar, ölüm ve cezalandırma korkusundan uzak bir şekilde yaşama hakkı da dahil olmak üzere temel haklara sahiptirler”diyen Uluslararası Gey ve Lezbiyen İnsan Hakları Komisyonu Ortadoğu ve Kuzey Afrika Programı Koordinatörü Hossein Alizadeh, sözlerini şöyle sürdürdü: “Homofobik ve transfobik cinayetler durmalı, bunun için Türkiye Hükümeti’nin hemen şimdi transeksüel bireyleri korumak için somut adımlar atması gerekmektedir.”

Avrupalı kurumlar, Avrupa Konseyi üyesi Türkiye ve diğer üyelere, lezbiyen, gey, biseksüel ve transeksüel bireyleri şiddetten korumaları çağrısında bulunmuştur. Türkiye’nin üye olmak için çaba harcadığı Avrupa Birliği, bu ay içerisinde Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne lezbiyen, gey, biseksüel ve transeksüeller de dahil olmak üzere bütün azınlıkları koruması yönünde uyarıda bulunan ilerleme raporunu kabul etti. Benzer şekilde, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Thomas Hammarberg 2009’da, bütün üye devletlere, transeksüelleri, kendilerine yönelik saldırı ve şiddet olaylarına karşı koruyacak gerekli mevzuatı oluşturmaları çağrısında bulunmuştur.

“Türkiye Hükümeti, transeksüellere yönelik cinayetleri durdurmak için gerekli önlemleri almak noktasında, Pembe Hayat ve diğer LGBT örgütlerinin taleplerini görmezden gelmemelidir,” diyen Pembe Hayat Derneği üyesi Kemal Ördek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Anayasa ve Ceza Kanunu eşitlik ve ayrımcılık karşıtlığı ilkesini garanti altına almalıdır. Hükümet de, transeksüellere yönelik gerçekleştirilen nefret cinayetlerini ve cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine dayalı şiddeti durduracak önlemler almalıdır.”

İnsan hakları örgütleri, polisin Türkiye’de uzun yıllardır görevini kötüye kullanması üzerinden gerçekleşen olayları, devlet personeli ve özel kişilerin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli gerçekleştirdikleri şiddet olayları da dahil olmak üzere belgelemiştir. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), İstanbul’da lezbiyen, gey, biseksüel, transeksüel bireylere yönelik şiddet ve transeksüellere yönelik taciz ve kötü muamele de dahil olmak üzere polis şiddeti üzerine bir rapor yayımlamıştır.

ILGA-Avrupa, Türkiye’nin lezbiyen, gey, biseksüel ve transeksüel bireylere yönelik Avrupa düzeyinde ve uluslararası insan hakları yükümlülükleri açısından uyumunu değerlendirmek, LGBT’lerin karşılaştıkları şiddet, ayrımcılık ve diğer engelleri belgelemek için Nisan ayında Türkiye’yi ziyaret edecek. Örgüt, yetkililerden Türkiyeli lezbiyen, gey, biseksüel ve transeksüellerin inan hakları noktasındaki kaygılarına cevap verebilecek önerilen önlemleri tartışmasını talep etti.

“Türkiye, lezbiyen, gey, biseksüel ve transeksüellere yönelik sürekli bir nefret ve şiddete tanık olmaktadır,” diyen ILGA-Avrupa’nın transeksüel eşitliğinden sorumlu Kıdemli Politika Yöneticisi Silvan Agius, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye Hükümeti’nin cevabı, bir yandan LGBT’lere yönelik yoğun damgalanma, toplumsal dışlanma, fakirlik ile; diğer yanda nefret ve şiddeti yaratan toplumsal cinsiyet stereotipleriyle başa çıkarak problemlerin kökenine odaklanmalıdır.”

Daha fazla bilgi için, lütfen iletişime geçiniz:
Ankara’da Kemal Ördek (İngilizce, Türkçe), Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, Telefon: +90 554 465 57 29
Brüksel’de Juris Lavrikovs (İngilizce, Rusça, Litvanyaca), ILGA-Avrupa, Telefon: +32 2 609 54 16
New York’ta Juliana Cano Nieto (İngilizce, İspanyolca), İnsan Hakları İzleme Örgütü, Telefon: +1 212 216 1233
New York’ta Hossein Alizadeh (İngilizce, Farsça), Uluslararası Gey ve Lezbiyen İnsan Hakları Komisyonu, Telefon: +1 212 430 6016

21 Şubat 2010 Pazar

Fransa transseksüelliği psikolojik hastalık listesinden çıkardı

Mayıs ayında transeksüelliğin 'ruh hastalıkları' listesinden çıkartılacağını söyleyen Fransa Sağlık Bakanı Roselyne Bachelot, geçen hafta kararnameyi imzaladı. Hemen ardından İran da aynı kararı alabileceği mesajını verdi. Tüm gözler Dünya Sağlık Örgütü'ne çevrilmişken, IDAHO Derneği Başkanı Jo‘l Bedos ve Türkiye'deki transeksüellerle konuştuk.
Bir kişinin kendini karşı cinse ait hissetmesi, karşı cinse benzeme isteği duyması, hala toplum olarak kabullenemediğimiz bir durum öyle değil mi? 'Transeksüellerin cinsel kimliğini benimsiyorum' demeyi bırakın, ahlak anlayışımız yüzünden onları utançla anıyoruz. Transfobimize yenik düşüyor, tüm kapıları yüzlerine kapıyoruz. Hem seks işçiliği yapmalarına göz yumuyor, hem de onlara 'ayıp' olarak bakıyoruz. Töre cinayetlerine kurban gitmelerine sessiz kalıyoruz. Kim bilir daha kaç transeksüelin bedeniyle, kanıyla kirlenecek ahlakımız? Konuyu IDAHO (Uluslararası Homofobi Karşıtlığı Günü) Derneği Başkanı Joel Bedos, transeksüel oyuncu Buse Kılıçkaya ve transeksüel aktivist Demet Demir ile konuştuk.
Bu tarihi bir adım!
Joel Bedos IDAHO Derneği Başkanı

- Fransa, transeksüelliği bir ruhsal bozukluk olarak görmüyor artık.
Transeksüeller bu gelişmeden memnunlar mı?
Bu tarihi bir adımdır. Bu adımın iki anlamı var. Fransa artık bunun uluslararası çerçevede kabulü için çalışmaya başlayacak. Bu karar, ayrıca diğer devletlere de örnek olacak. Böylece belki Dünya Sağlık Örgütü, 1990 yılında eşcinselliğin ruhsal bozukluklar listesinden çıkarılmasına karar verdiği gibi transeksüelliğin de listeden çıkarılmasına karar kılacak.

- Transeksüellik ruhsal bozukluk değilse ve bir yaşam tercihi de değilse, nedir?
Tam anlamıyla nedir bilemiyoruz. Ancak genel anlamda, bu doğduğun cinsiyette yaşamını sürdürmek istememe durumudur.

- Peki bu, şu ana kadarki transeksüellik teorilerinin yanlış olduğuna işaret eden bir karar mıdır?
Transeksüelleri ruhsal bozuklukları olan insanlar olarak sınıflandırmak ahlaki bir karardır. Bilimsel değil. Bu eşcinseller için de geçerli.

- Şöyle sorayım o zaman; transeksüellerin birçoğu, özellikle genç olanlar, 'iyileşmeleri' için aileleri tarafından psikiyatrlara götürüldüler hep. Bu terapiler faydasız mıydı?
Çocuk ve gençlerin hakları korunmak istenirken ve kimlikleri şekillendirilmeye çalışılırken bazı merhametsiz ve insanlıktan uzak kural ihlalleri oldu.

- Bu çalışmalar arasından iyileşmeye dair hiç bildirilen bir rapor var mı?
Hayır. Yok.

GELİŞMİŞ ÜLKELERDEN AYNI KARARI BEKLİYORUZ
- Ailelerden bahsetmişken, ne düşünüyorlar şimdi? Bu karara tepkileri nasıl oldu?
Umuyoruz ki birçok aile için şimdi çocuklarının durumunu kabul etmek daha kolay olacak. Bu transeksüel kişileri farklı gören, onları hasta gören herkese bir mesajdır.

- Kişisel olarak bu kararı nasıl değerlendiriyorsun?
Mutluyum. Çünkü baskıyla geçen yıllardan ve bir sürü kampanyadan sonra böyle bir karara imza atıldı. IDAHO olarak 2009'da yaptığımız kampanya bu kampanyalar arasında çok önemli bir yere sahipti ve etkiliydi.

- Diğer ülkeler de kararı kabul edecekler midir sence?
Evet. İran benzer bir kararı anons etti bile. İran yaparken, gelişmiş ülkelerin bunu yapmamasını düşünemem bile.

- Ederse ne olacak peki? Ne değişecek?
Bu sembolik bir karar tabii. Tam anlamıyla bir şey değişmeyecek. Ama umuda bir kapı açtık artık.

- Bu kararla cinsiyet değiştirme ameliyatlarına ilgi artar mı? İnsanlar bu karardan cesaret alır mı?
Talebin artacağını sanmıyorum.

TOPLUMUN TOLERANSI İŞ BULMALARI İÇİN ÖNEMLİ
- Bildiğin üzere Türkiye'de cinsiyet değiştirme ameliyatları serbest. Fakat buna rağmen hala transeksüellere korku ve nefretle bakanlarımız var.
Korkumuzu, nefretimizi yenip daha demokratik bir ülke olmak için ne yapabiliriz?
Çok önemli bir konu bu. Yasal düzenlemeler kadar sosyal değişim de önemli. Bu konuda biz de insanların bakış açısını değiştirmek üzere kampanyalar düzenlemeye devam edeceğiz. İnsanları, transeksüellerin korkulacak, nefret edilecek hasta ruhlu kişiler olmadığına ikna etmeye çalışacağız. Belki Türkiye de İran gibi güçlü bir mesaj verebilir. Bu mesaj dini çerçevede olursa daha etkili olabilir.

- Dünya genelinde olduğu gibi bizim ülkemizde de genellikle transeksüellere iş verilmiyor. Dolayısıyla seks işçisi olarak çalışmak durumunda kalıyorlar. Ya da eğlence sektöründe varlıklarını gösteriyorlar. Bu konuda ne düşünüyorsun?
Ne yazık ki öyle. Transeksüeller eğlence sektöründe kolay iş bulabiliyorlar. Çünkü sanat yaşamı gerçek yaşamdan kopuk değil. Böyle bir kurgusu, kabullenen bir düzeni var yani. Daha toleranslı. Bir transeksüel sanatçının toplum tarafından kabul edilmesi, toplumun tolerans kapılarının açılması bile seks işçisi olarak çalışmamaları için çok önemli.
Özellikle güvenlik güçleri eğitilmeli
Buse Kılıçkaya (Oyuncu)

- Demokratik açılım adımları atılan şu günlerde, demokrasi adına transeksüellerin de bir açılıma ihtiyacı var mı?
Var. Trans bireylerin öncelikli sorunu yaşam haklarının gasp edilmesi. Neredeyse her hafta bir arkadaşımızın bir nefret cinayeti sonucu hayatını kaybettiğini öğreniyoruz. Son iki hafta içerisinde 2 trans nefret sonucu öldürüldü ve 3 arkadaşımız bıçaklanarak yaralandı. Trans bireylerin acilen yasaya ihtiyaçları var. Anayasa'nın eşitliği düzenleyen 10. maddesine cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ibareleri eklenmeli diye yıllardır her platformda sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Son dönemde nefret suçları ile ilgili ayrımcılığı düzenleyen yasalara da ihtiyacımız olduğunu dillendiriyoruz. Topluma ve yetkililere eğitim vermek gerekiyor. Eğitim bu alanda çok önemli. Özellikle güvenlik güçlerinin eğitimi.
7-8 yıldan beri cinayetler çok arttı
Demet Demir (Aktivist / ÖDP Beyoğlu Belediye Meclisi eski adayı)

- Transeksüellerin sosyal pozisyonları geçtiğimiz yıllara göre ne durumda? Yaşam koşulları zorlaşıyor mu, kolaylaşıyor mu?
Trans bireylerin durumu daha da kötü durumda. 7 yıldır yıldırma ve yok edilme politikası yapılıyor. Yeni yasada seks işçiliği suç olmamasına rağmen çeşitli baskılarla yıldırılmaya çalışılıyor. 2004 yılında yürürlüğe giren teşhircilik davaları açılmaktaydı. Buna itiraz edilmesi nedeniyle ceza kesilmesi durdurulmuştu. Fakat bu yasadan yine mahkemeye veriliyorlar. Daha sonra da Kabahatler Kanunu'ndan ceza kesiliyor. Geçen yıllarda sürekli evler mühürleniyordu ve hala devam ediyor. 7-8 yıldan beri trans cinayetleri çok arttı. Neredeyse haftada bir trans arkadaşımız öldürülüyor.


Akşam / AHU ŞENTÜRK

18 Şubat 2010 Perşembe

Eşcinsel Katilleri İnternette


15 gün önce evinde cesedi bulunan 56 yaşındaki kimya mühendisi Şinasi H.'yi, internetten tanışıp eve çağırdığı Ufuk Y.'nin öldürdüğü ortaya çıktı


Kameradaki Görüntü
Eşi ve oğlu Kanada’da olan kimya mühendisi Şinasi H. (56), 28 Ocak’ta İstanbul Bostancı’daki evinde ölü bulundu. Yatak odasında çıplak halde yatan Şinasi H. sırtından bıçaklanmış ve yüzüne yastık kapatılarak boğulmuştu. Polis apartmanın güvenlik kamerasını inceleyip mühendisin olay günü eve bir gençle girdiğini tespit etti.
Bilgisayar Ortaya Çıkardı
Polis evdeki bilgisayarı inceledi ve Şinasi H.’nin MSN yazışmalarına ulaştı.. İnternetten Ufuk Y.’ye ulaşan bir polis MSN sohbeti sırasında kendini ‘zengin ve yaşlı’ olarak tanıtıp randevu verdi.

5 Bin TL İçin Öldürmüş
Ufuk Y. ‘zengin ve yaşlı’ avı ile buluşmak üzere arkadaşı Hamza B. ile randevuya gelince yakalandı. Katil, Şinasi H.’yi öldürüp evdeki 5 bin TL’yi aldığını itiraf etti. İki arkadaşın internette tuzağa düşürdükleri zengin ve yaşlı eşcinselleri paralarını almak için öldürme planı yaptıkları, koli bandı, ip, bıçak gibi malzemeler edindikleri belirlendi.

İstanbul Fatih'te Transeksüel Cinayeti

Çarşamba, 17 Şubat, 2010

Fatih'te Aycan’ isimli transeksüel ve aynı evi paylaştığı arkadaşı Seyhan Ö. (32), kimliği belirsiz kişilerin bıçaklı saldırısına uğradı. Saldırıda, boğazına tek bıçak darbesi alan Aycan yaşamını yitirdi, ağır yaralanan Seyhan Ö. hastaneye kaldırıldı.
Şehremini Koyuncu Sokak'taki dairede, saat 01.30 sıralarında ‘imdat’ sesleri duyan apartman sakinleri polisi aradı. Eve gelen polis kapıyı açan olmayınca, çilingir çağırdı. Ancak çelik kapıyı çilingir de açamadı. Bu kez itfaiyeden yardım istendi. İtfaiye kapıyı balyozla kırdı. İçeri giren polis, iki kişiyi kanlar içinde yatarken buldu. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Aycan’ın boğazına aldığı bıçak darbesi sonucu yaşamanı yetirdiği belirlendi.
Yaralı İtfaiye Merdiveni İle İndirildi
Vücudunun çeşitli yerlerinde bıçak darbesi bulunan Seyhan Ö.’nün yaşadığını belirleyen sağlık ekipleri, yaralıyı merdivenden indirmek istedi. Ancak merdivenlerin çok dik ve dar olması bunu önledi. Bunun üzerine yaralı, sedyeye sarıldıktan sonra itfaiyenin merdiveni ile aşağı indirildi. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırılan Seyhan Ö.'nün de hayati tehlikeyi atlatamadığı belirtildi.
Olayı araştıran polis ekipleri, apartman sakinlerinin gürültüden sonra evden çıkan 3 kişiyi gördüklerini söylediklerini belirtti. Bunun üzerine polis, çevredeki MOBESE kameralarını incelemeye aldı.
Öte yandan çok sayıda transseksüel birey, olayı duyarak evin önüne toplandı. Polis, kalabalığı sakinleştirmekte güçlük çekince, takviye ekip istedi. Kalabalıktan bazı kişiler basın mensuplarına saldırdı. Saldırı nedeniyle çekim yapamayan basın mensupları olay yerinden polis gözetimde uzaklaştı.
Aycan’ın cesedi incelemelerin ardından Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Cinayetle ilgili soruşturma sürüyor.

15 Şubat 2010 Pazartesi

LGBTT'ler Ayrımcılık Karşıtı Anayasa İstiyor

Hukukçular, aktivistler ve gazetecilerle hazırladıkları anayasa taslağını tartışan LGBTT Hakları Platformu eşitliği düzenleyen maddeye "cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ifadeler eklensin" diyor. Örgütlenme çalışmalarına engel olarak gösterilen "genel ahlak" tanımının ayrımcılığa olanak vermeyecek şekilde tanımlanmasını talep ediyor.

LGBTT Hakları Platformu üyeleri Yokyagarta İlkeleri ışığında hazırladıkları Anayasa'ya önerilerinden oluşan taslağı hukukçularla, gazeteciler ve aktivistlerle tartıştı.

Toplantıda Platform, Anayasa'nın eşitliği düzenleyen 10, temel hak ve hürriyetleri düzenleyen 12, ailenin korunmasıyla ilgili 41. maddelerle ilgili düzenleme talep ediyor. Örgütlenme özgürlüğü, sendikal haklar, çalışma hayatı, barınma ve eğitim hakkı gibi konuları düzenleyen maddelere cinsel yönelim cinsiyet kimliği ayrımcılığını engelleyen ifadelerin eklenmesini talep ediyor.

Yapılan tartışmanın ardından Anayasa'nın LGBTT'ler gibi ayrımcılığa maruz kalan grupları kapsayacak bir biçimde düzenlenmesi konusunda çalışmalarını yürütme kararı alan LGBTT Hakları Platformu hazırladıkları öneri taslağını nisan ayında yayınlayacak.

"Genel ahlak" tanımlansın
Dün (13 Şubat) Lambdaistanbul LGBTT Derneği'nin Beyoğlu'nda bulunan kültür merkezinde yapılan toplantıya Prof. Dr. Şevki Sözen, Yard. Doç. Dr. Zeynep Kıvılcım, Dr. Begüm Başdaş, avukatlar Elif Ceylan Öszoy, Yasemin Öz ve Fırat Söyle ile Hevjin LGBTT Oluşumu, MorEl Eskişehir Oluşumu ve Lambdaistanbul üyeleri katıldılar.

Başdaş ve Platform üyesi Bora Bengisun'un sunumlarının ardından taslak üzerine yapılan tartışmalar da 1982 Anayasa'sında özellikle LGBTT'lerin var oluşlarının, örgütlenme, çalışma, barınma, sağlık ve eğitim gibi temel insan haklarında yararlanmalarının önünde engel olan maddelere "cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ifadelerinin eklenmesi talebinde ortaklaşıldı.
Yogyagarta ile sınırlanmayacak daha geniş olacak tüm ayrımcılıkları kapsayacak şekilde yeniden yazılacak olan taslakta Anayasa'da sıklıkla kullanılan "Herkes" ifadesinin "Herkes, dil, din, ırk, etnik köken, mezhep, cinsiyet, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim ayrımı yapılmaksızın" şeklinde değiştirilmesi istenecek.

Türkiye'de beş dernekleşen beş LGBTT örgütüne "genel ahlaka" ve "Türk aile yapısına" aykırı oldukları gerekçesiyle davalar açıldı. Kaos GL, Pembe Hayat ve Bursa Gökkuşağı'na açılan davalara gerek görülmezken, İstanbul Valiliği'nin açtığı davada yerel mahkeme Lambdaistanbul'un kapatılması yönünde karar verdi. Yargıtay bu kararı reddederek derneğin çalışmalarını sürdürmesine karar verdi. Ancak bu kararda derneğin "LGBTT'liği yaygınlaştırmaması" şartı kondu.

LGBTT örgütlenmelerine açılan son dava İzmir Valiliği'nin aynı gerekçelerle kapatılmasını istediği Siyah Pembe Üçgen derneğiydi. İlk duruşması 9 Şubat Salı günü görülen dava 20 Nisan'a ertelendi.

LGBTT Hakları Platformu bu davalara gerekçe olarak gösterilen "genel ahlak" kavramının açıklanmasını ve LGBTT bireylerin varoluşlarının "genel ahlaka" aykırı olmadığı açıkça maddede ifade edilmesini, diğer maddelere de temel hak ve hürriyetlerin aleyhine sınırlayıcı şekilde yorumlanamayacağının eklenmesini istiyor.

Platform üyeleri ve avukatlarının hazırladığı taslak dün yapılan tartışmaların ardında yeniden revize edilecek ve ayrımcılık karşıtı, çağı genişletilmiş bir şekilde yeniden hazırlanacak.
* LGBTT Hakları Platformu'nun çalışmaları, Kaos GL, Lambdaistanbul, Siyah Pembe Üçgen, Hevjin LGBTT Oluşumu, MorEl Eskişehir LGBTT Oluşumu ve Pembe Hayat üyeleri ve avukatlar Elif Ceylan Özsoy, Senem Doğanoğlu, Yasemin Öz ve Fırat Söyle tarafından yürütülüyor.
* LGBTT: Lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüelin kısaltması.

Bia Haber Merkezi