Translate

19 Temmuz 2007 Perşembe

Sevginin Bedeli ''İdam'' Olamaz!


Afganistan’dan Cezayir’e, Endonezya’dan Fas’a dünyanın birçok ülkesinde eşcinsellik hapis, işkence ve ölümle cezalandırılıyor. Bir sınır çizgisinin ötesinde, çok yakınımızda bulunan İran da bu ülkelerden biri.

19 Temmuz 2005 tarihinde İranlı iki genç, 16 yaşındaki Mahmoud Asgari ve 18 yaşındaki Ayaz Marhoni İran’ın Meşhed şehrinde eşcinsel oldukları gerekçesiyle idam edilmişlerdi. “Suçları” ise birbirlerini sevmeleriydi.
Mahmoud ve Ayaz ilk değildi ve son da... İran insan hakları örgütleri, İran’da 1979 İslam Devriminden bu yana 4000’den fazla eşcinselin taşlanarak ya da asılarak, 100.000’den fazla insanın da, evlilik dışı ilişki dahil olmak üzere çeşitli nedenlerden dolayı idam edildiğini açıkladı.

İnsan haklarına duyarlı olan herkesi, İran'da yaşanan heteroseksist vahşete karşı sesini yükseltmeye ve İran’daki insan hakları örgütlerine destek vermeye davet ediyoruz.
İran Hükümeti bir an önce,
  • Başta 18 yaşından küçükler olmak üzere bütün idamlara son vermelidir;
  • İranlı lezbiyen, gey, biseksüel ve travestilerin kimlikleri ve cinsel yönelimlerinden ötürü tutuklanmalarına, işkence görmelerine ve hapsedilmelerine son verilmelidir;
  • İran ceza kanunundan, hemcinslerle kurulan cinsel ilişki yasağı kaldırılmalıdır;
  • İran Hükümeti, İranlı mültecileri takip ve taciz etmekten vazgeçmeli, mülteci statüsü kazanamamış insanlar İran’a geri gönderildiklerinde cezalandırılmamalıdır.
    UNUTMAYACAĞIZ!

Kaos GL Derneği
Kaos GL İzmir
Lambdaistanbul LGBTT Derneği
LGBTT Bireylerin İnsan Hakları İzleme ve Hukuk Komisyonu
MorEl Eskişehir LGBTT Oluşumu
Pembe Hayat LGBTT Derneği

YETER ARTIK!

TÜRKİYE’DE İNSAN HAKLARI İHLALLERİ BİTMEK BİLMİYOR!
Lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transeksüel(LGBTT) bireyler, “Yeter Artık” diyor!

LGBTT Bireylerin İnsan Hakları
Türkiye’de lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transeksüel(LGBTT) bireyler kamusal ve özel alanda ayrımcılığa ve şiddete uğramaktadırlar. Bireyler uğradıkları haksızlıklar karşısında gerekli hukuksal desteği alamayacaklarına ya da adil yargılanma sürecinin gerçekleşmeyeceğine inandırıldıklarından, çoğunlukla susmayı seçmektedirler. Haklarını aramaya karar veren bireyler ise, cinsel yönelimleri veya cinsiyet kimliklerine dair özel hayatlarının ifşa edileceği endişesiyle kimliklerini gizlemek zorunda kalmaktadırlar. Bu durum, LGBTT bireylerin ve sorunlarının görünmezliğe mahkumiyetini pekiştirmekte ve buna kayıtsız kalmaya devam eden ilgili kurumlarca da, eşcinsellerin örgütlenmeleri güçsüzleştirilmeye çalışılarak engellemektedir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasasında eşcinsel bireyler hakkında herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Yasalarda eşcinsel davranışı yasaklayıcı ya da cezalandırıcı bir düzenleme olmamasının yanında, heteroseksüel olmayan bireyleri ayrımcılığa karşı korumak için de eşcinselliğe değinilmemektedir. Bu, LGBT bireylerin T.C. devleti tarafından görmezden gelinerek yok sayıldığının göstergesidir. Tüm yasal düzenlemeler heteroseksüellere yönelik, oysa herkes heteroseksüel değildir.
Ayrımcılığa karşı koruyucu maddeler yasalarımızda yerini bulamazken, Türk Ceza Kanununda muğlak tanımlamalarla geçen, genel ahlak, müstehcenlik, teşhircilik, doğal olmayan cinsel ilişki gibi ifadeler gerekçe gösterilerek eşcinsel, biseksüel, travesti ve transeksüel bireyler mağdur edilmektedir. Eşcinsel bireylere yönelik işlenen suçlar cezasız kalmakta, takibi yapılmamakta, cezalandırılmak yerine ağır tahrik indirimleri ile ödüllendirilmektedir.
Bunun yanında, hem devlet kurumları hem de özel kurumların hukuki düzenlemelerinde “yüz kızartıcı suç” ifadesinin yer aldığı maddeler, genç ve yetişkin eşcinsel ve transeksüel bireylere karşı kullanılmaktadır. Bu yolla, eşcinsel ve transeksüel bireylerin işten, okuldan atılmasına kadar varan yaptırımlar uygulanmaktadır. Öğrenci yurtları yönetimleri “yüz kızartıcı suç” kavramının eşcinsellere karşı kullanımının en çarpıcı örneklerinden birisidir. Yönetmeliklerde yer alan “efemineler öğretmen olamaz“, “homoseksüeller kaptan olamaz“ gibi ifadelerle, eşcinsel ve transeksüel bireylerin kamusal alanın dışına itilmesi ve çalışma haklarının elinden alınması söz konusudur.


Düşünce, İfade ve Örgütlenme Özgürlüğü
Son 10 yıldır yapılan pek çok değişikliğe rağmen Anayasa, halen temel hak ve özgürlükleri sınırlayıcı ve yargı bağımsızlığı ilkesini zedeleyici nitelikleri içinde barındırmaktadır. Bu durum Türkiye’yi gerçek bir hukuk devleti niteliğinden de uzaklaştırmıştır. Bu Anayasanın altında üretilen ve yaşamın her alanını düzenleyen yasaların ve kurumsal yapıların da aynı felsefi temele sahip olması, eşcinsellerin insan hakları ve özgürlüklerinin korunması ve geliştirilmesinin önünde bir engel olarak ortaya çıkmaktadır.
LGBTT organizasyonların dernekleşme sürecinde valiliklere bağlı Dernekler Masası, yapılan başvuruları “genel ahlak ve Türk aile yapısına uygun olmadığı” gerekçesiyle Cumhuriyet Savcılıklarına yönlendirmekte ve İçişleri Bakanlığı’nın derneklerin kapatılması talebi eşcinsel örgütlenmelerine bakışını yansıtmaktadır. Bu engelleyici tavır hem LGBT bireyleri hem de örgütleri olumsuz yönde etkilemektedir.
Türkiye’deki lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transeksüel(LGBTT) örgütleri “Bu toplumda sadece heteroseksüeller yaşamıyor!” çıkışıyla, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığının ortadan kaldırılması için söz hakkını kullanmaya çalışıyor. İnkâra, dışlanmaya, damgalanmaya ve şiddete karşı hem hayatta kalma hem de lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transeksüel varoluşların toplumsal hayatta tanınması mücadelesini veriyor. Bu süreçte oluşturulan gruplar ve örgütler 2005 yılından bu yana resmen dernekleştiğinde hep aynı engelleme girişimiyle karşılaşıyor.
Önce Kaos GL Derneğine yönelik ayrımcı bir uygulama ve “ahlaka aykırı dernek kurulamaz” suçlamasıyla eşcinsellerin örgütlenme özgürlüğü ihlal edilmeye kalkışıldı. Şimdi ve en son da Lambdaistanbul Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti ve Transeksüel (LGBTT) Dayanışma Derneği aynı suçlama ile İstanbul Valiliğince kapatılmak isteniyor.
Lambdaistanbul’a açılan davaya, derneğin adında geçen lezbiyen, gey, biseksüel, travesti, transeksüel kelimelerinin ve derneğin amacının “Genel ahlaka ve Türk aile değerlerine aykırı” olduğu gerekçe gösteriliyor.
Anayasanın 10. Maddesi ile Türk Ceza Kanunu (TCK)’nın “ayrımcılık” ana maddesini homofobik bir yaklaşımla yorumlayanlar, lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transeksüel vatandaşların ifade ve örgütlenme özgürlüklerini kullanmalarını engellemeye kalkışarak cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığı yapıyorlar.
Hatırlanacağı gibi 2004 yılında TCK Kadın Platformu ile birlikte Lgbtt örgütlerinin TBMM’ye giderek, yeni TCK’nın ayrımcılık maddesine eklenmesini istedikleri ifadeler arasında “cinsel yönelim ayrımcılığı” da vardı. Bunu takiben, Ankara Cumhuriyet Başsavcısının da altını çizdiği gibi “cinsel yönelim ayrımcılığı” TCK sürecinde tartışılmış ve başlangıçta “ayrımcılık” ana maddesine eklenmişti. “Cinsiyet” ile “cinsel yönelim” farklı durumlar olduğu halde Adalet Bakanı Cemil Çiçek, benzer şeyler ifade ettiğini öne sürüp “cinsel yönelim” ibaresinin “ayrımcılık” ana maddesinden çıkarılmasını istemişti.
Daha önce Ankara Valiliğinin Kaos GL Derneği’ne yönelik aynı gerekçesine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının Dernekler Kanunu'nu, AB siyasi kriterlerini, Katılım Ortaklığı Belgesini, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve taraf olunan uluslararası insan hakları sözleşmelerini dikkate alarak hazırladığı ret kararını hatırlatmak isteriz:
"Yasa, devletin derneklere karşı baskıcı değil, kollayıcı tavrını göstermesi usulüne göre yapılandırılmıştır. "Lezbiyen" ve "gey" kelimeleri günlük hayatta ve bilimsel araştırmalarda rahatlıkla kullanılmaktadır. Bu kavramlar, toplumlara göre değişir. Yeni TCK'nın yapılandırılmasında 'cinsel yönelim ayrımcılığının' tartışıldığı bir dönemde, eşcinsel olmak ahlaksız olmak anlamına gelmez. Aslolan tüm ahlak bilimleriyle uğraşanların ortak birleştikleri nokta olan insan iradesinin hür olması gerektiğidir"
Söz konusu kararda, derneğin adında ve amaç bölümünde "ahlak dışı olarak tanımlanabilecek bir husus bulunmadığı" ifade edilmiş ve uluslararası sözleşmeler de dikkate alınarak derneğin kapatılması talebiyle kamu davası açılmasına gerek olmadığı kaydedilmişti.
Lambdaistanbul LGBTT Derneği de 14 yıldır Kaos GL Derneği ile aynı amaçlar için açıktan ve yasalar çerçevesinde çalışan ve aynı amaçlar için dernekleşen bir organizasyondur. Tüzüğündeki eylemlilikleri dernekleşmeden önce de örgütlü bir şekilde açıktan gerçekleştiren Lambdaistanbul, ulusal ve uluslararası herhangi bir yasayı çiğnemeden bugüne kadar gelmiştir ve bundan sonra da var oluşuna aynı çizgisinde devam edecektir.
Kamu görevlileri ve politikacıların eşcinsellerin insan hakları savunucularını, sivil toplum örgütü temsilcilerini hedef alan yaklaşım ve uygulamaları, eşcinsel ve transeksüel bireylerin açılmalarını engellerken örgütlenmeyi de geciktirmektedir.

Travesti ve Transeksüel Yurttaşlar ve Yaşadıkları İnsan Hakları İhlalleri
Lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transeksüeller emniyet güçlerine mağdur olarak başvurduklarında, cinsel yönelimleri nedeniyle hemen zanlı konuma düşebilmekte ve süreç eşcinsel ve transeksüel bireyin aleyhine işlemektedir.
Eğitim, barınma, sağlık, sosyal güvenlik, çalışma hakkı gibi en temel haklarından yoksun bırakılan travesti ve transeksüeller, tek seçenek olarak fuhuşa sürüklenmektedir.
Travesti ve transeksüel bireylere yönelik ihlalleri genellikle kolluk kuvvetleri işlediğinden, bu bireylerin adil yargılanma hakları sürekli olarak ellerinden alınmaktadır. Şikayetçi olmak için karakola gittiklerinde şikayetleri kabul edilmemekte, kötü muameleye ve işkenceye maruz kalmaktadırlar.
Fuhuş yapmak Türk Ceza Kanuna göre suç olmamasına rağmen, fuhuş yaptıkları iddiasıyla travesti ve transeksüeller gözaltına alınmakta, izinsiz ve gerekçesiz olarak evlerine baskınlar düzenlenmekte, zorla işgal edilen kendi özel alanlarında kötü muamele ve işkenceye maruz kalmaktadırlar. Travesti ve transeksüellerin yaşadıkları evler, bağlı bulundukları mülki idarelere bağlı fuhuş komisyonları tarafından keyfi olarak mühürlenmekteyken, bu “mühürlenme kararlarına” itiraz edildiğinde kararlar bozulabilmektedir. Kararın bozulması ve mühürlerin kaldırılması bir hafta ile 3 hafta arasında değiştiğinden, bu sürede travesti ve transeksüel bireyler sokakta yaşamak zorunda bırakılmaktadır.
Ev baskınları, keyfi gözaltılar medyayla topluma ifşa edilerek, travesti ve transeksüel bireylere yönelik önyargılar beslenmekte, nefret suçlarının zemini hazırlanmaktadır.
Son süreçte özellikle Kabahatler Kanunu bahane edilerek, hukuksuz bir şekilde, travesti ve transeksüeller bireylere 117 YTL para cezası kesilmektedir. Bu yöntem, Pembe Hayat LGBTT Derneği üyesi travesti, transeksüel, heteroseksüel seks işçilerine yönelik bir yıldırma politikası olarak uygulanmaktadır.
Travesti ve transeksüel yurttaşların eğitim, barınma, sağlık ve çalışma haklarının olmadığı mevcut koşullarda, bu haklarından faydalanabilmeleri için politika ve hizmetleri geliştirmek yerine, travesti ve transeksüeller bireylere ödeyemeyecekleri para cezaları kesilmesi, onları yeniden fuhuşa sürüklemektedir. Tüm bunlar açıkça “yok etme” politikasının araçlarıdır.
Bu insan hakları ihlalleri, ayrımcılık ve şiddet olayları karşısında sessiz kalan TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’nun, Türkiye’de LGBT bireylerin sorunlarına ilişkin incelemeler yapmasını talep ediyoruz.

LGBTT Bireylerin İnsan Haklarını İzleme Komisyonu
Kaos GL Derneği
Kaos GL İzmir
Lambdaistanbul LGBTT Derneği
MorEl Eskişehir LGBTT Oluşumu
Pembe Hayat LGBTT Derneği

14 Temmuz 2007 Cumartesi

VARDIK , VARIZ , VAR OLACAĞIZ !!!

Üç beş kişi ne yapabilirdi ki? Yüz yıllar boyu süregelmiş bir düzen; çoğunluğun düzeni, 'normal' olanın düzeni, normları sorgulamadan kabul edenin düzeni, güçlü olanın düzeni, tek tipin düzeni, boyun eğenin ve boyun eğdirenin düzeni.Üç beş kişi ne yapabilirdik ki?
Önce bir arada yaşamayı öğrenmeliydik. Üç beş'liğin azlığında kalanlarla aynı yolda yürümeyi öğrenmeliydik. Bu kocaman denize öyle bir taş atmalıydık ki kurguladıkları düzenin o sahte kalelerini baştan aşağıya değil AŞAĞIDAN yukarıya sarsmalıydık. Bu kocaman denize öyle bir taş atmalıydık ki küçük ama etkili halkalarla ilerleyip kocaman dalgalar olmalıydık. 50'lerin 100'lerin içindeki üç beş'ler olarak bir araya gelmeliydik ki sesimizi duyurabilmemiz için hep bir ağızdan aynı şeyi haykırmalıydık, nerde bir üç beş görsek onun yanında olmalıydık onlar bizim yanımızda olmasa bile.
Cinsellik birçok toplumda tabu olan bir konu hele bizim gibi bir Müslüman ülkedeyseniz. Karşıcinsel kadın ve erkekler cinselliklerini özgürce yaşayamazken demeyeceğim çünkü patriarka heteroseksüel erkeklere cinselliğini özgürce(!) yaşama olanağı sağladığından, kadınlar oldu hep cinselliği yasaklanan ve aşağılanan, peki eşcinsel erkekler peki eşcinsel kadınlar peki transgender'lar. yasaklanan eşcinsel ilişki değildi sadece, yasaklanan; bir yaşamdı, dayatılan heteroseksizmdi , engellenen içimizden gelen davranışlarımızdı, düşüncelerimizdi, aşklarımız bastırıldı ,yaşamlarımız 4 duvar arasına kıstırıldı, yok sayıldık, ötekileştirildik, aşağılandık, şiddete maruz kaldık, haklarımız göz göre göre ihlal edildi, anlaşılamadık çünkü dinlenmedik çünkü ciddiye alınmadık işte bu yüzden üç beş'ler değiliz artık, artık sesimizi tek bir ağızdan 'varız' ve 'buradayız ' demek için sokakları üç beş kişi değil 1000 kişi 1500 kişi olarak dolduruyoruz.
Kurtuluş mücadelemiz yalnızca cinsel yönelim ve cinsel kimlik ayrımcılığına ya da yalnızca heteroseksizme karşı verilen bir mücadele değildir. kurtuluş mücadelemiz sadece lgbtt bireylerin mücadelesi değil, mücadelemiz sınıfsal, dinsel, ırksal, dilsel, etniksel, düşünsel, cinsiyetsel ayrıma, her türlü ötekileştirilmeğe ve ikincileştirilmeğe karşı verilen mücadeledir.8 martta ataerkili kırmak için kadınlarımızla sokaklardaydık, 1 mayısta sosyalist dünya görüşümüzle işçinin ve ezilenin yanındaydık, hrant dink 'in alçakça öldürülmesine karşı 'hepimiz Ermeni'yiz' dövizleriyle meydanlardaydık, anadilinde eğitim göremeyen, kendi kültürünü kendi topraklarında yaşayamayan Kürt kardeşlerimizin hep yanındaydık. sömürenin karşısındaydık, faşizmin en büyük tehlikesiydik çünkü biz milletleri değil insanları sevendik ,sınırları değil bir arada yaşamayı sevendik, farklılıklarla renklenmeyi bilendik. Hepimiz birer Marcos söylemi geliştirdik ve başka bir dünya mümkün anlayışıyla yola çıktık.
Şu an farklı şehirlerde farklı insanlarlayız yine üç beş'ler olarak 100'lerin kalabalığındayız mücadelemiz daha yoğun, daha fazla emek harcamak zorundayız çünkü kendimizi tek başımıza anlatmak zorundayız, anlamaları için sabır göstermek zorundayız. VARDIK , VARIZ , VAR OLACAĞIZ !!!
Aktivizmi anlamayan, anlayamayan, anlamak istemeyen herkese...


Cihan Yıldız-MorEl Eskişehir LGBTT Oluşumu Gönüllüsü

10 Temmuz 2007 Salı

Deniz'in Ardından...


Deniz, Antalya’da ölü bulundu. Kafasının arka ve yan taraflarına kesici ve küt cisimlerle vurularak öldürülmüş. Savunmasız ölü bedeni bir derede çıplak halde bulundu.

Bir travesti daha öldürüldü. Bedenini kendi iradesine göre şekillendirmek isteyen biri daha öldürüldü. Kim bilir ne kadar korktu öldürülmeden önce, kim bilir kaç saat, kaç gün soğuk bedeni bekledi derenin içinde... Kim bilir kimler merak etti yokluğunu...

Onu öldürenler giysilerini soymuşlar bir de Deniz’in. “Kendi istediğin kıyafetleri giyemezsin” dercesine. Onların gözünde Deniz suçlu. Onların gözünde Deniz öldürülmeyi hak ediyor. Onlar bu şekilde düşünen başka insanlardan da güç alarak Deniz’i yaşamdan koparıyorlar.

Deniz’in suçu kendi olmak. Şu kısacık hayatta kendi gerçekliğine göre yaşamak. Sürekli gözaltına alarak, sokağa adım attığımızda kabahat suçu işlediğimiz bahanesiyle para cezası keserek buharlaşmamızı istiyorlar. Kendi gerçekliğimize uygun saygın bir hayat yaşamak istediğimizde, bize gidecek yer bırakmıyorlar. Aramızdan birini çekip alıp karanlığın ortasında öldürüyorlar. Biz burdayız. Biz varız. Deniz’in yanındayız.

Çok üzgünüz. Çok acılıyız. Bir parçamız seninle ve bugüne kadar öldürülen diğer travesti ve transeksüellerle beraber gitti.

Ama bizi yok edemeyecekler Deniz. Rahat uyu. Başımız sağolsun.

Antalya Gökkuşağı LGBTT
MorEl Eskişehir LGBTT Oluşumu
Kaos GL Derneği
Kaos GL İzmir
Kaosist
Lambdaistanbul Derneği
Pembe Hayat LGBTT Derneği

9 Temmuz 2007 Pazartesi

Eşcinsellerin Örgütlenme Hakkı Engellenemez!


Var olamazsınız imkansız dediler "Varız!" dedik, konuşamazsınız dediler "Konuştuk!" , göremezsiniz dediler "Gördük!" , duyamazsınız "yasak!" dediler biz yine de "Duyduk!". Şimdi de örgütlenemezsiniz diyorlar. Cevabımız her zamanki gibi aynı "Örgütleneceğiz!" . Lambdaistanbul Derneği "ahlaka" aykırı gerekçesiyle kapatılmaya çalışılıyor. MorEl olarak Lambdaistanbul’un yanında yer alıyor ve "örgütlenme hakkımız engellenemez!" diye iyi duy(a)mayanlar için tekrar tekrar haykırıyoruz! "Engellere, Engellenmeye Hayır!"

Lambdaistanbul’un konuyla ilgili yaptığı açıklama şöyle:


Lambdaistanbul LGBTT (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti, Transseksüel) Dayanışma Derneği’nin kapatılması için açılan davanın ilk duruşması 19 Temmuz 2007 Perşembe günü saat 10.00’da Beyoğlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde.*

Gerekçe: Lambdaistanbul’un adında geçen lezbiyen, gey, biseksüel, travesti, transseksüel kelimelerinin ve derneğin amacının “Genel ahlaka ve Türk aile değerlerine aykırı” olduğu.

Lambdaistanbul, 14 yıldır kamu yararına çalışan bir kuruluştur ve amacı, hayatın birçok alanında cinsel yönelim ve cinsiyet kimliklerinden ötürü ayrımcılığa uğrayan bireylerin mağduriyetlerini yaptığı çalışmalarla psikolojik, sosyal ve hukuki anlamda gidermek, kişilerin kendileriyle ve toplumla barışık bireyler olarak var oluşlarını sürdürebilmelerine destek olmaktır.

Örgütlenme hakkı, Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan her vatandaşın en doğal hakkı olması gerçeğinden yola çıkarak, lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel T.C vatandaşları olarak örgütlenme hakkımızı herhangi bir sınırlandırmaya ve engele tabi olmadan kullanmak istiyoruz.

Göreceli “genel ahlak” kisvesi altında LGBTT bireylerin varoluşlarını kabul etmek istemeyen, yok sayan zihniyet karşısında, bir ve tek yürek olduğumuzu, binden fazla kişinin yürüdüğü, karnaval havasında geçen, 5. Eşcinsel Onur Yürüyüşü’nün hemen ardından tekrar göstermenin tam zamanı.

“Eşcinsel hakları, insan hakkıdır.” diyorsanız, 19 Temmuz Perşembe günü Saat 10.00'da Beyoğlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi önünde buluşalım.

“DERNEKLEŞME HAKKIMIZ ENGELLENEMEZ!”

“HEPİMİZ EŞCİNSELİZ, LAMBDA BİZİM DERNEĞİMİZ!”


* Beyoğlu Sütlüce Adliyesi, Haliç Köprüsü ayağındadır.

4 Temmuz 2007 Çarşamba

2007 Onur Yürüyüşü Videoları!

Lambdaistanbul web sayfasından 1 Temmuz'da gerçekleştirilen Onur Yürüyüşü'nün videolarını yayınladı. Aşağıda videoları izleyebilirsiniz!



İstanbul'da Özgürlük İçin Gökkuşağı Doğdu!


15. Eşcinsel Onur Haftası sona erdi. Birçok film gösterimi ve forumun yapıldığı onur haftası etkinliklerinde ‘’Şehirler Arası Diyaloglar’’ forumunda MorEl Eskişehir’den Devrim Çelik konuşmacı olarak yer aldı ve MorEl’i tanıtan bir sunum gerçekleştirdi. Sunumun hemen ardından Eskişehir’de eylem görüntülerinden derlenen kısa bir video gösterimi de yapıldı. Yukarıda bu videoyu izleyebilirsiniz.

30 Haziran’da gerçekleş- tirilen “Okulda, İşte, Mecliste Aktivizm Her yerde” forumunda ise İtalyan Komünist Yeniden Doğuş Partisi Transeksüel Milletvekili Vladimir Luxuria’nın katılımı ile LGBTT bireylerin Türkiye’de yaşadıkları sorunlar ve çözüm yolları üzerine hoş bir sohbet gerçekleştirildi. Görünür olan ve LGBTT bireylerin haklarını savunabilecek bir milletvekili ile ancak mecliste sesimizi duyurabileceğimizi belirten Luxuria, ayrıca LGBTT bireylerin sorunlarını Türkiye İçişleri Bakanı ile de görüşüp dile getireceğini belirtti. Kürşad Kahramanoğlu’nun moderatörlüğünde gerçekleştirilen ve yaklaşık 2 saat süren foruma İstanbul Valiliği İnsan Hakları İl Masası Eski Başkanı Vildan Yirmibeşoğlu katılmazken Lambdaistanbul’dan Sude Dönmez’de travesti ve transeksüel örgütlenmenin gerekliliğini ve bu alanda ki hedeflerini anlattı.
“Okulda, İşte, Mecliste Aktivizm Her yerde” forumundan sonra Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği gönüllüleri tarafından tiyatro gösterimi de gerçekleştirildi. Travesti ve transeksüel örgütlenmenin gerekliliği üzerine tamamen amatör oyuncular tarafından gerçekleştirilen oyun izleyenlerin büyük beğenisini topladı ve uzun süre ayakta alkışlanarak son buldu.
Birçok eğlencenin de organize edildiği Onur Haftası etkinlikleri Aylim Aslım konseri ile sona erdi.
1 Temmuz Pazar günü ise 25 metrelik dev gökkuşağı bayrağı ile bugüne kadarki en coşkulu ve en fazla katılımlı Onur Yürüyüşü gerçekleştirildi. Hemen ardından dağıtılan ödüllerde Alev Alatlı, Bursasporlu Esnaf ve Taraftarlar Derneği, Ebru Gündeş, Deniz Baykal ve Erol Köse yıl içerisindeki homofobik söylemleri için 3. Hormonlu Domates Homofobi Ödülleri’ne layık görüldü.(O.G)